Dr. Özlem B. GALİP ozlemgalip@hotmail.co.uk
İngiltere Başbakanı Therasa May’in 2 yıllık başbakanlık hayatının en zor haftasını bu hafta geçirdiğini söyleyebiliriz. Ki aslında Başbakanlık koltuğuna oturalı beri sürekli gerek kendi partisi içerisinde muhaliflerine ve ana muhalefet partiye gerekse AB liderlerini her birine karşı ayrı bir savaş vermek zorunda kalmasına rağmen yine de en zor haftası bu haftaydı.
AB’den herhangi bir ekonomik ya da ticari anlaşma yapmadan da çıkılabileceğini savunan May’in kendi partisinden kızgın sesler yükselmeye başladı. Yükselen sesler, anlaşmasız AB’den çıkışın bir intihar olacağı yönünde. Öte yandan aynı hafta içerisinde Lortlar, May’e karşı direnişe geçtiler.
İngiltere’de parlamentonun üst kanadı Lortlar Kamarası, Brexit Yasa Tasarısı’nın görüşmelerinde hükümetin ülkeyi Gümrük Birliği içinde tutmak için çalışma yapmasını öngören bir yasa tasarısını parlamentoya sundular. Yasa tasarısı İngiltere’nin AB’den çıktıktan sonra Avrupa Ekonomik Bölgesinin bir üyesi olması gerektiğini ve hatta Norveç modeline benzer bir modeli izlemesi gerektiğini savunuyor. Tasarı parlamentoda oy birliğiyle ret edildi. Kabul olsaydı Kraliçenin onayına sunulacaktı. Ama Lortlar kolay vazgeçeceğe benzemiyor. Tasarı üzerine tekrar çalışıp parlamentoya sunacaklar. Haklılar da.
İngiltere büyük bir kumar oynuyor ve Muhafazakar Partisi içerisinde Başbakan dahil bir grup dışında herkes bu kumarın farkında. Ekonomistler önümüzdeki 15 sene içerisinde İngiltere’nin yüzde 8 oranında ekonomik küçülmeye gideceğini açıkladılar. Tek sebebi anlaşma yapılmadan AB’den çıkılması. Anlaşma olması durumunda bile yüzde 2 oranda ekonomik küçülme olacak sırf AB’den çıktığı için. May’in başının bu hafta epey bir belada olduğunu söylemiştim. Bir yandan partisi içindeki muhalif kesim, bir anda Jeremy Corbyn önderliğinde ana muhalefet olan İşçi Partisi bir yandan da Lortlar May’i sıkıştırırken Grenfell yangını sonrası hiç dinmeyen eleştiri silsilesi May’i bu hafta da rahat bırakmadı.
24 katlı Grenfell Tower adlı bir sosyal konutta geçen yıl çıkan ve 79 kişinin hayatını kaybetmesi ve May’in bu can ve mal kaybının karşısındaki duyarsızlığı fazlasıyla eleştirilmişti. Olay yerini bile ziyaret etme zahmetinden bulunmamıştı. Yangın sonrası başlatılan incelemede toplam 15 bölgedeki 27 binanın yangın güvenlik testlerini geçemediği açıklanmıştı. Bunların en büyük sorumlusu elbette ki 2010 yılından beri ülkeyi felakete sürükleyen hükümet parti Muhafazakarlar.
Yangında yakınlarını kaybedenler hukuk mücadelelerinden hiç vazgeçmediler ve devlet aygıtlarının bu yangındaki sorumsuzluğu kesinleşmiş oldu. Hem yangının çıkmasında hem söndürülememesinde devlet yüzde yüz suçlu.
Grenfell yangının yanı sıra Ulusal Sağlık Servisinden güçlü muhalif bir kesim de artık May’in bileğini bükmeyi başardı May, 20 milyar sterlin sağlık servisine ek ödeme yapmak zorunda bırakıldı. Yabancı doktorların İngiltere’de çalışmalarını engelleyecek yasa ve kurallarda bir esneklik tanımak zorunda kaldı.
May ve hükümetinin yıllardır bastırmaya çalıştıkları bütün sorunlar teker teker su yüzüne çıkmakla birlikte artık kendilerini iyice bir dayatmaya başladılar. May ise inatla koltuğuna sıkı sıkıya sarılmış durumda. Ama bu kötü hafta May için daha bir başlangıç bunu tüm İngiltere yavaş yavaş görüyor.
Yorumlar
Yorum Gönder