ZABEL MİRKAN
Damızlık Kızın Öyküsü’nden İkinci Sezon
En iyi dizi kategorisinde Emmy ve Altın Küre ödüllerini
kazanan ‘The Handmaid’s Tale’ dizisinin 2. sezonu bir süre önce başladı.
Margaret Atwood’un The Handmaid’s Tale romanından uyarlanan ve
Türkçe’ye ‘Damızlık Kızın Öyküsü’ olarak çevrilen dizinin ikinci sezonu
toplam 13 bölümden oluşuyor.
Bugüne kadar toplam 30 ödül kazanan ve başrollerini
Elisabeth Moss, Joseph Fiennes, Samira Wiley ve Alexis Bledel gibi
oyuncuların paylaştığı The Handmaid’s Tale, Gilead isimli distopik bir
evrende, kadınları doğurganlıkları üzerinden farklı sınıflara ayırarak,
onlara dayatılan roller dâhilindeki hayatlarını inceliyor.
Elisabeth Moss’un hayat verdiği June’un veya yeni adıyla
Offred’in (Fred’inki) beklenmedik hamlesiyle birinci sezon finali yapan
dizinin ikinci sezonunda Offred’in yaşamak zorunda kaldıklarına tanıklık
ediyoruz. Offred, kendisi gibi komutanlar tarafından köleleştiren bir
damızlığın linç edilmesine karşılık vermiş ve eline tutuşturulan taşı
arkadaşına değil, yere atmıştı. Birinci sezonu hatırlayalım. Dizide,
damızlık bir hayvandan farksız olan kadınların eski ABD toprakları
üzerindeki bu yeni devlette June veya başka hiçbir kadının söz hakkı
yok. Erkeklerin refakâti olmadan yaşamlarını sürmeleri imkânsız. İşleri
ellerinden alınan kadınların maddi bir gelirleri yok, parasal olarak
destek alabilecekleri tek kaynak kocaları. Yeni rejim tarafından
kocalarına “muhtaç” bırakılan kadınların tek işlevi komutanlar ve
dolayısıyla devlet için çocuk doğurmak.
Feminist bir yöntem
Damızlık olarak alınan bu kadınların doğurganlığı
biliniyor ve hepsinin ismi zaten çok önceden listelere alınmış. Otokrat
bir rejimin son dönemlerinin yaşandığı, kadınların yeni rejimden önce
seslerini duyurabildiği son günlere de tanık ettiğimiz dizide, June bu
sefer annesiyle olan anılarını, çatışmalarını anımsıyor. Annesi,
feminist bir aktivist. June’u küçük yaşlarından itibaren eylemlere
götürüyor. Onlarca kadın bir varili ateşe veriyor ve ateşin içine
kâğıtlar atıyor. June’un hafızasında dönen en belirgin anılardan biri
bu. June sonradan öğreniyor ki, o kâğıtlarda tecavüzcü erkeklerin adı
yazıyor ve bu, feminist bir yöntem.
Sık sık annesiyle diyaloglarına tanıklık ettiğimiz geri
dönüşlerde, annesi ona şöyle diyor: “Kızını feminist olarak yetiştir.
Erkekler tarafından kurtarılmayı beklerken zaman kaybediyor.” 3. bölümde
June için işler beklenmedik şekilde ilerlerken dizi yine, herkes için
soluk soluğa izlenecek bir hâl alıyor.
Yorumlar
Yorum Gönder