Gülseren YOLERİ
“17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplar
Haftası”ndayız. “Sağ aldınız, sağ istiyoruz”dan “Failler belli, kayıplar
nerede”ye uzayan, evlatlarının, eşlerinin, kardeşlerinin bulunması için
mücadele ederken adları “Cumartesi İnsanları”na çıkanların uzun
meşakkatli yolculuğu bu.
Bu yolculukta dört mevsim yoktur, yaz da kış da Cumartesi
Meydanı hep ev sahibidir kayıplara ve yakınlarına. Ama duygunun her hali
vardır bu yolculukta, umuttan umutsuzluğa, yastan isyana hızlı
geçişlere tanık olursunuz her daim.
Fotoğraflarda kaşlar çatık, yüzler ağlamaklıdır. Gözyaşı
aktım akacağım der gibi asılıdır göz pınarlarında. Gözler ileriye bakar
ama geriyi görür, baktığı yerde yitirdiğinin gözleri, elleri, gülüşleri
olur.
Ve sevgi, o meydanda yakınlarını arayanları bir yapan.
“Haftaya yine buradayız” denilip eylem bitirildiğinde bitmez o yakınlık.
Daha herkes birbirine sarılacak, sevgi sözcükleri söyleyecek,
birbirlerinin gözlerinin ta içine bakacak, gülümseyerek ayrılacaktır.
Ayrılırken geride bıraktıklarına; Baba Ocak, Mehmet
Bozışık, Mehmet Demir, Koçeri Kurt, Fatma Morsümbül, Veli Tekin, Asiye
Karakoç, Berfo Anne, Kiraz Şahin, Ramazan Doğan, Güzel Anne, Ece Dinç,
Cemil Yıldız, Büşra Mete ve Çağdaş Aydın’a ve yitirdiği tüm cumartesi
insanlarına, sonraki hafta buluşma sözü vererek veda edecektir sessizce.
Biraz uzaklaşacak sonra geri dönecektir bir bahaneyle.
Adımlarındaki tereddüt omuzlarındaki ağır yükü daha bir görünür
kılacaktır. Ve her yeni hikayeyle, her hafta daha da ağırlaşacaktır bu
yük.
Ağır olan hikayeler değil, gerçeklerdir aslında. Türkiye
coğrafyasında, başvurularla net olarak belirlenen gözaltında kayıp
sayısı 940 olarak ifade edilse de, kaybedilen Ermeni aydınlardan, Salih
Bozışık ve Sebahattin Ali’ye, Cemil Kırbayır, Hayrettin Eren, Nurettin
Yedigöl ve Maksut Tepeli’den Ferhat Tepe, Hasan Gülünay, Hüseyin Toraman
ve Fehmi Tosun’a, Kenan Bilgin’e, Ayhan Efeoğlu’na, Cüneyt Aydınlar’a,
Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz’e binlerce gözaltında kayıp halen
bulunmayı bekliyor.
İnsan Hakları Derneği’nin yaptığı araştırma sonuçlarına
göre, tespit edilen 253 toplu mezarda 3248 kişinin gömülü olduğu tahmin
ediliyor. Ancak, tespiti yapılan bu 253 toplu mezarın pek azı için
savcılıklara müracaat edilebiliyor. Çünkü görevli bulunan savcılıklar,
toplu mezarların açılmasında uygulanacak kuralları gösteren BM Minesota
Protokolünü ve Kızılhaç’ın konuya ilişkin rehberini uygulamaktan
kaçınmakla kalmayıp, kazıları iş makineleri ile yaparak mezarlarda
bulunan kemik, giysi ve benzeri kimliklendirmeye yarar materyalin
bozulmasına neden oluyor. Gerçekler ve kayıpların akibeti böylece
tamamen karanlığa gömülüyor.
Bugüne kadar çok sayıda soruşturma zaman aşımı kararı ile
kapatıldı. Gözaltında kaybetme suçu işleyenler hakkında pek az dava
açıldı ve işlediği suçun cezasını çekmedi hiç biri. Buna rağmen,
soruşturma ve davalarla gerçeği ortaya çıkarma çabası da mücadelenin
önemli bir ayağı.
Nitekim 1995 yılında gözaltına alınarak kaybedilen 13
yaşındaki Seyhan Doğan ile aynı yaştaki Davut Altınkaynak, 16 yaşındaki
Nedim Akyön ve 19 yaşındaki Mehmet Emin Aslan’ın kemikleri, İHD Mardin
şubesinin ısrarları üzerine 19 yıl sonra açılan Mardin Dargeçit davası
sürecinde bulundu.
13 yaşındaki Seyhan Doğan’ın kemikleri bulunduğunda, birer
Cumartesi İnsanı olan annesi Asiye ve babası Ramazan Doğan hayattan
göçüp gitmişti. Ama yalnız değildi. Cumartesi insanları vardı, sormaya
aramaya devam eden.
Uzun ve meşakkatli bir yolculuk bu. Bir yandan; acısı
sonsuz, nesilden nesile aktarılan, bir yandan; son kayıp bulunana tüm
suçlular cezalandırılana kadar sürecek.
Yorumlar
Yorum Gönder