Kürt oyları… AHMET KAHRAMAN


 
akahraman61@hotmail.com | 24 Nisan 2018 Salı

AHMET KAHRAMAN

Şaşırtıcı ama, Amberin Zaman bile, yapılacak seçimlere ilişkin analizinde, onca tecrübe birikimine rağmen, yanılgıya düşüyor ve “Kürtleri kazanan seçimi alır" diye tahminde bulunuyordu.
Oysa, Kürdistan gerçeği artık başka yerdedir. Çünkü, orası bir savaş alanıdır. Dost ve düşman safları, keskin çizgilerle birbirinden ayrılmıştır.
Seçim sandıkları da, savaşın ayrı bir merhalesidir. Düşmana, “ben buradayım" demenin yoludur.
O nedenle, Kürdistan’da artık “uyur-gezer" başka bir deyişle, kararsız ama, esen rüzgara göre kendini belli eden, yani tercihi, seçeneği değişen oylar yoktur, artık.
Hatın, çizginin bir yanı Türk, bir yanı da “Kurdîstana rengîn“in hayalidir. Kısacası dost ile düşman karşı karşıyadır. Kürtler açısından, herhangi bir Türk partisi, öncelikle de iktidar partisine giden tek oy, kendi halkına sıkılmış kurşundur.
Görüş ve düşünceler, bu kadar keskindir yani…
Safların, böylesine keskince ayrılması sebepsiz değildir. Yürekler yas doludur. Ruhları sızılıdır. Kin taşmaktadır. Çünkü,  kimileri Kürdistan davası için evladını vermiştir. Kimileri zindan yollarından geçmiştir. Bazıları işkencelere katlanmış, yakınlarının gördüğü işkenceye tanık olmuş, malını, mülkü, kazançlarını gözden çıkarmıştır.
Bu nedenle, duyarlıdır herkes. Duyarlı olduğu kadar da kinli…
Herkes, savaş halinin gereği olarak, etrafını (köy, kasaba ve şehir) etrafını kolaçan eder. Kim dost, kim düşman bilmek ister. Oy zamanı için de kimin işbirlikçi, kimlerin Kürdistan sevdalısı olduğunu bilmek…
Öte yandan oluşturulan ajan ağı, hayati tehlikeler göstermeye başladı. Oğul kızdığı babasını, kardeş kardeşi bile ihbar ediyor, AKP’nin vicdanların satışa çıkarıp, insanlık damarını kamaladığı bir dünyada.
Kürtler tahribat karşısında işbirlikçi ve ajanları deşifre yöntemlerini de geliştirmişlerdir. Bu sayede, kendini gizleme amaçlı olarak üniformasız faaliyet gösteren korucuları, anında “fahş" edilmektedirler. Boynu bükük “belengaz" gibi ortalıkta dolaşıp oraya, buraya kulak dayayan, gözlem yapan ajan ağı personeli ile ruhunu satmış muhtarlar, tek tek tesbitli olarak, Türk devletinin terör ağının unsurlardır. Askerlerin, polis ile MİT’in muhbirlik ağı personeli…
AKP rejimi, ajanlaştırma için büyük paralar harcıyor. Ama insanlar, tesbitleri ışığında önlemini alıyor, korunmaya çalışıyor.
Öte yandan safların böylesin ayrıştığı Kürdistan’da seçimler de, savaşın bir etabıdır. Faşist rejim, para dökerek oy niyetine haysiyetler satın alıyor. Bazı yerlerde müteahhitleri kullanıyor, vicdanları satın almak için. Bazı yerlerde de emrindeki politikacılar.
Ama, ruhunu, onuru ve haysiyetini satarak işbirliğine, hizmete girenler de var. İhaleler alıp, kırıntılar dağıtanlar, korucular, ajanlar ağı bireyler, iktidar kapısına bağlanmış muhtarlar.
Mesela, Diyarbakırlı Ensarioğlu yürüdüğünde, ardından bir insan sürüsü akmaktadır. Bu sürü, Ensarioğlu’nun iktidardan aldığı ihaleden iş, dolayısıyla kırıntı niteliğinde de olsa kazanç bekleyenlerdir.
Bunlara, “bu sürü gibi akış, hizmetkar, köleci boyun kırmalar neden?" diye sorduğunuzda, “önüme bir parça ekmek fırlatıyor" demezler. Kendilerine övünme hatta ayrıcalıklı pay çıkarmak için, “kendisi çok dindardır da!.." derler…
Bu, onuru sellere, haysiyetleri sulara kapılmış, gitmiş hallerdir. Duygu, düşünce ile aklı, zekası yerine, koyun, sığır misali güdüleriyle hareket eden kesimlerin manzarasıdır.
Demem o ki, davası olan Kürtlerin oyları bellidir. Vicdanıyla birlikte kimliği, kişiliğini, onuru, haysiyetini satanların kimler oldukları da bellidir. AKP’nin aldığı oylar, bunlara aitti. Ancak, onların da sayısı azalıyor.
Uyananların yanında, aradığını bulamayan, istediğini alamayanlar yollarını ayırıyor. Kürt ve Kürdistan söz konusu ise eğer cami, namaz, din, iman ile bütün dinlerin temeli olan vicdanı unutan AKP rejimi, göreceksiniz bu kez sandıkta başka türlü darbelenecektir. Korucular, ajanlaştırılarak insanlıktan çıkan muhbirler, para karşılığında kapıya bağlanan muhtarlar da, 6 aylık Deran bebeğin anne kucağında hapishaneye kapatıldığına tanıklık ettiler. Haydutların (hırsız, katil ve tecavüzcü) Efrîn’i işgal ve talan ettiğine…
 
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA


HABER | KÜLTÜR-SANAT | KADIN | TOPLUM-YAŞAM | DİZİ | FORUM | DÜNYA | KURDÎ | KIRMANCKÎ | YAZARLAR | POLİTİKART | İLETİŞİM | KUNYE | REKLAM
Telefon:+ 49 6102 367690    Fax: + 49 6102 367696     Bilgi:info@yeniozgurpolitika.org     Haber:haber@yeniozgurpolitika.org
© 2016 Yeni Özgür Politika. All rights reserved.

Yorumlar