Ivana’dan Alina’ya umudun kadınları - Rojbîn Ekin


 
rojbinekin24@gmail.com | 24 Nisan 2018 Salı

Rojbîn Ekin

Devrimci mücadele için yollara düşen ve inandıkları ütopyanın gerçeğe dönüşmesi için mücadele eden dünyanın birçok ulusundan kadın Rojava’da. Dinleri, dilleri, ırkları farklı, ancak herkesi buluşturan ortak değerler ve amaçlar var. Birleşen ve birbirini kucaklayan bu kadınları anlatmak gerek. Usta şairler insanlığın şu ana kadar duymadığı dokunaklı sözlerle onları şiirleştirmeli. Ressamlar paletlerine bu keşfedilmeyen renkleri alarak, onları tuallerine yansıtmalı. En güzel ezgiler bu kadınlara atfedilmeli.
Hepimiz için savaşıyor ve birleşmenin, kucaklaşmanın bu çağın karanlığına vurulan en aydınlık devrimci darbe olduğunu gösteriyorlar. Onlar, hiç kimsenin başaramadığı bir ilki gerçekleştiriyor.
Siyahi MLKP savaşçısı Ivana Hoffmann’da, İngiliz Anna Campbell’e ve son olarak Arjantinli Alina Sanchez’e kadar evrenin en güzel kadınlarının buluşma noktasında, dayanışma ve ortak bir cephede direnme örneği.
Anna Campbell (Helîn Qaraçox), Türk devletinin Efrîn’e yönelik işgal saldırısı başladığında saçlarını siyaha boyayarak, Kürt halkına yönelik başlatılan soykırım saldırılarına karşı en ön cephede yer almayı seçenlerden. Erkek egemenliğinin inşa ettiği faşizm, dincilik, milliyetçilik ve cinsiyetçiliğe karşı savaşmak ve bir kadın devrimi de olan Rojava Devrimi’ni, onun yaratmış olduğu özgürlük değerlerini korumak için büyük bir ısrarla direnişin bir parçası olmayı istedi. Türk devletinin gerçekleştirmiş olduğu bir hava saldırısında Efrîn’de hayatını kaybetti.
Arjantinli Alina Sanchez (Legerîn Çiya), arkadaşlarının gözünde Küba devriminin öncü liderlerinden Arjantinli Che’nin yoldaşı ve ardılı. Rojava’da sağlık hizmeti veren bir doktor ve aynı zamanda Arjantin’den Kürdistan dağlarına ve oradan Rojava Kürdistan’ına varan bir serüvenci, sosyalizm ve özgür yaşam aşığı bir kadın devrimci Alina. Geçirdiği bir trafik kazası sonucu 17 Mart günü yaşamını yitirdi. Legerîn’i tanıyan ve onunla karşılaşan herkesi sarstı gidişi. Herkesin gönlüne taht kurmuş, herkesle yarenlik, yoldaşlık etmiş bu efsanevi kadın devrimci, “eğer bir gün ölürsem beni Kürdistan’a gömün” vasiyetinde bulunmuştu ve öyle oldu.
Geçtiğimiz günlerde annesi ve iki erkek kardeşi Alina’yı doğup büyüdüğü Arjantin’e götürmek ve orada defnetmek için Rojava’ya geldi. Gerçekleşen cenaze törenine Legerîn’in yüzlerce seveni katıldı. Annesi onu kendi ülkesine götürmeye niyetlendiyse de Legerîn’i en az onun kadar seven binlerce kişinin olduğu tabloyu gördü ve Legerîn’i onlardan ayıramadı. Legerîn’in de vasiyet ettiği gibi Rojava’nın Dêrik kentinde defnedildi.
21 Nisan günü Anna ve Alina’nın mücadele arkadaşları her ikisi için ortak bir anma etkinliği düzenledi. Rimêlan kentinin Aram Tigran Kültür Sanat salonunda gerçekleşen etkinliğe ben de gittim. Karşılaştığım tablo ve gördüğüm insan manzaraları bir kez daha Rojava Devrimi’nin tüm insanlık için nasıl bir özgürlük umudu ve ilham kaynağına dönüş­tüğünü doğrulattı. Salonun yarısını, dünyanın birçok ülkesinden gelip Rojava Devrimi’ni sahiplenen enternasyonalist YPG ve YPJ savaşçıları doldurmuştu. DAİŞ’e karşı mücadelede büyük bir direniş sergileyen ve gerçekleştirdiği devrimle dünyanın birçok ülkesinden devrimcinin dikkatini çeken Rojava’nın sadece Kürt değil, başta bölge halkları olmak üzere dünyanın birçok ülkesinden yüzlerce farklı halktan savaşçısı var. Orada bir kez daha kendime “bu insanlar sadece DAİŞ ile savaşmak için burada değil” dedim. Onları burada tutan daha güçlü nedenler ve daha büyük amaçlar var. Dünyada süregiden, sömürü, adaletsizlik, eşitsizliğe karşı onlarınki bir hakikat savaşı. Onlarınki özgür, demokratik, eşit, adil ve sömürünün hiçbir biçiminin olmadığı, insanların birada mutlu ve barış içinde yaşadığı bir dünya hayali ve umudu.
Bir maceranın peşine takılmış kadınlar ve erkekler değiller. İnanarak buradalar ve Kürdistan hayallerinin gerçeğe dönüştüğü merkez. Buradan başlayarak hayal ettikleri özgür, demokratik, eşit ve barışçıl yaşamı tüm dünyaya yaymayı hedefliyorlar.
Demokratik ekolojik kadın özgürlükçü toplum paradigmasının birer havarisi olmaya gelmişler. Gözlerinin içine bakarken bile bu kararlılığı okumak mümkün. Gittikçe çoğalıyorlar ve bu çoğalma kurulu sistemleri korkutmalı bence.
 
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA


HABER | KÜLTÜR-SANAT | KADIN | TOPLUM-YAŞAM | DİZİ | FORUM | DÜNYA | KURDÎ | KIRMANCKÎ | YAZARLAR | POLİTİKART | İLETİŞİM | KUNYE | REKLAM
Telefon:+ 49 6102 367690    Fax: + 49 6102 367696     Bilgi:info@yeniozgurpolitika.org     Haber:haber@yeniozgurpolitika.org
© 2016 Yeni Özgür Politika. All rights reserved.

Yorumlar