Baskın seçim ve bir devrimin şansı - Cenap ÖZEK



24 Nisan 2018 Salı | Forum
 
Daha birkaç ay önce „ne erken seçimi, geçin bunları“ diyerek gazeteci azarlayan Erdoğan’ın tükürdüğünü yalamamak için Bahçeli’ye yaptırdığı erken seçim çağrısı iktidar katında ne kadar derin bir yönetme krizi ile karşı karşıya kalındığının da bir ispatı. Kredisini tamamen tüketmiş RTE (Erdoğan) damgalı ucube faşizm, baskın bir seçimle ölümünü geciktirmek isterken aslında hızlandırıyor. Nisan 2017’de yapılan Anayasa Referandumuna kadar Erdoğan’ın meşruiyet oyununun ritüeli haline gelen seçimler referandumla birlikte oy hırsızlığının ayyuka çıktığı bir mağlubiyete dönüşmüştü. Hiçbir önlemin dikiş tutmadığı geçen bir yıllık sürede her alanda derinleşen kriz artık yönetilemez hale geldi.
Uluslararası alanda aslında içerideki milliyetçi dalgayı körükleme amacı güden bir dış politika, NATO ile Rus-İran hattı arasında ikisini de idare etme uyanıklığından iki tarafa da güven vermeyen ve elindeki kozları süratle tüketerek „kullanayım“ derken „kullanılan“ bir değersizleşme yaratırken, ülke içinde ise AKP tabanının önemli bir bölümünü de kapsayan ve bütün algı operasyonları, fetihçi güç gösterileri ve yandaşlar arası rant paylaşımlarına rağmen yaygınlaşan bir „nereye gidiyoruz?“ kaygısı hissedilir hale geldi. AKP’nin zenginleri ile yoksulları arasında uçurum derinleştikçe dipten gelen homurtuların sesi daha yüksek çıkmaya başladı.
Diğer yandan devletin ideolojik aygıtlarının işlevsizleşmesi ve çözülen kemalist düşünce ve davranış tarzı yerine siyasal İslam’ın en ucube ve düşkün versiyonunun egemen kılınmaya çalışılması ile iktidarın kumandasında bir faşist kitle tabanı amaçlanırken uygulanan yol ve yöntemlerdeki şiddet temelli ilkellik, toplumda artık önlenemeyen ve İslami kesimlerin bir bölümünü de muhalif saflara iten genel bir tepki yarattı. Cübbeli ve kedicikli Rasputin’leriyle hergün arz-ı endam eden saray kapı kullarının yarattığı iğrenme hissi ve öfke hiç de azımsanmayacak bir toplum kesimini sardı. Dinin ekonomik ve cinsel istismarın aracı haline geldiği, tefeci bezirganlığın parazit zenginleşme tarzının kişisel ikbal ve itibarın temeli kılındığı bu dönem aynı zamanda bu gidişten hoşnut olmayan geniş bir kitleyi de devlet terörüne rağmen besledi ve büyüttü.
Saray’ın otoriter görüntüsü arkasındaki kofluk ve anarşinin, bir zayıflık işareti şeklinde algılanıp devletin tüm kurumlarına sirayet ederek onun hepten çözülmesine yol açmasını önlemek amacıyla milliyetçi ve şoven saldırganlığın ifadesi olarak başlatılan Efrîn işgal operasyonu da belli bir taraftar kitlesi dışında toplumda coşkulu bir onay bulamadı. Yaygın bir kayıtsızlıkla halk, Kürt düşmanlığı üzerinden götürülen bu şoven fetihçiliğe genel bir sessizlikle itiraz etti. Süratle derinleşen ekonomik krizin yarattığı kaygılar giderek bir arayışa dönüşürken ikna gücünü kaybeden rejim çareyi kitlesel tutuklamalarda gördü ama hiçbir önlem artık bu gidişi tersine çevirecek gibi görünmüyor. Daha şimdiden irili ufaklı hak arama direnişleri yaygınlaşırken bunlara önderlik edecek bir siyasal alternatif ihtiyaç haline geliyor.
Bütün göstergeler RTE damgalı faşizmin ömrünün varsayıldığından kısa sürede nihayet bulacağını gösteriyor. Öyle ki devrimci demokratik güçler hiç de uzak olmayan bir gelecekte iktidarı kucaklarında bulabilirler. Bu baskın seçim, Erdoğan’ın murat ettiğinin tam tersine onun ömrünü kısaltacaktır. Türkiye, devrimci bir durumun bütün belirtileri ile karşı karşıyadır. Uluslararası finans kapital yaklaşan bu kader gününün farkındadır ve emperyalist müdahale seçeneği de dahil olmak üzere iktidarı devrimci demokratik güçlere kaptırmamanın önlemlerini alarak kendi iktidar seçeneklerini olgunlaştıracaktır.
Tam da bu noktada kendi rutinine kapılarak siyasal sezi yeteneğini yitirmiş ve beyinsel fonksiyonları dumura uğramış reel solcularımızın kitlelerin değişim özlemlerini köreltecek düşük profillerinin tersine Leninci taktik uyanıklığı esas almak gerekmektedir. Erdoğan rejiminin tarihsel sonu kim tarafından getirilirse getirilsin yapacağı ilk şey Kürtlerle savaşı ilk aşamada durdurmak ve faşist rejimin terörize ettiği geniş siyasal kadro ve devrimci demokrat aydını kapsayacak bir genel af çıkarmaktır. Bu ise halk devrimini olanaklı kılacak etkili siyaset için çok ciddi bir sıçrama tahtası olacaktır. Hayallerin gerçeğe evrildiği bir tarihsel dönem önümüzdedir. Bugün AKP kadrolarında genel bir inançsızlık söz konusudur ve onları bir arada tutan biricik güdü iktidar olmanın sağladığı çıkardır. Bunu en iyi bilen de Erdoğan’dır. O yüzden de sloganı „ya iktidar, ya ölüm“ dür. İktidardan düşerek ölümle yüzleşecek bu güruhtan geriye kötülüğün anılarından başka hiçbirşey kalmayacaktır. Asıl sorun bu ülkenin Kürt ve Türk devrimcilerinin geleceğin tarihini yazacak iradeyi gösterip gösteremeyeceğidir. 24 Haziran sonrası için bu perspektifle şimdiden kolları sıvamak gerekmektedir.­

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

HABER | KÜLTÜR-SANAT | KADIN | TOPLUM-YAŞAM | DİZİ | FORUM | DÜNYA | KURDÎ | KIRMANCKÎ | YAZARLAR | POLİTİKART | İLETİŞİM | KUNYE | REKLAM
Telefon:+ 49 6102 367690    Fax: + 49 6102 367696     Bilgi:info@yeniozgurpolitika.org     Haber:haber@yeniozgurpolitika.org
© 2016 Yeni Özgür Politika. All rights reserved.

Yorumlar